Amatörün Genç Kalemi

Ali ŞİMŞEK

 

 

30 Nisan 2008

Futbol bu olsa gerek

 

Kuraların çekilmesinin ardından öyle ümitlenmiştik ki Ankara’ya final oynarız düşüncesiyle gitmiştim şahsen.

Final oynamamızı engelliyecek bir durum gözükmüyordu açıkçası. Grubumuzdaki takımlar bizden üstün

takımlar değildi. Oynayacağımız saha sentetik sahaydı ve rakibimiz toprak sahada futbol oynamıştı bugüne

kadar.

 

Maçtan bir gün önce sahaya çıktık, antrenmanımızı yaptık, antrenman yapan başka takımlar da vardı ve her

şey gayet normaldi. Fakat maç günü sahaya bir geldik, erken final diye nitelendirilen Düzcespor-Ereğlispor

karşılaşması oynanıyor. Skor 1–1 ve ikinci devre, maç uzatmalara gitti. Uzatma anlarında 2–2 olan

karşılaşma penaltılara kaldı ve tam penaltılarda bizim karşılaşmamız başladı. Bunun takımımızı çok etkilediğini

düşünüyorum, çünkü sahalar yan yana ve sadece filelerle ayrılmış durumda.

 

Yeniçağaspor karşılaşmaya klasik dizilişiyle çıktı, tek değişiklik sol açıkta Fatih Ateş’in yerine defansif

özellikleri fazla olan Fatih Tenekeci ile başladı. Yeniçağa ilk dakikalardan itibaren üstünlüğünü göstermeye

başladı. Sol kanattan Fatih Tenekeci ile gerçekleştirdiği 3 net pozisyondan yararlanamadı. Sağdan

Kahraman ve ortadan Tarık ile etkili olduk. Orta alanda Vedat abinin varlık gösterememesi belki de bu

atakların daha fazla olmasını engelledi. Karşılaşmanın 20. dakikasında Ayancıkspor’un soldan ortasında topu

kesmek isteyen Murat kendi ağlarımıza gönderdi ve 1-0 yenik duruma düştük.

 

Golden sonra kendine gelen Yeniçağaspor, rakibe saldırmaya başladı. Birçok pozisyondan yararlanamazken

bugün şansın yanımızda olmadığı belli oluyordu ama ümidimi kaybetmek istemiyordum. İlk devreyi 1-0 yenik

kapattık. İkinci yarıya başlarken hedefimiz 60. ya da 65. dakikaya kadar bir gol bulup maçı kopartmaktı.

Çünkü oynayan bizdik, inanan bizdik ve kazanan da biz olmalıydık. Nitekim ikinci devreye de üstün başladık.

Hatta maç adeta tek kale oynanıyordu. Yeniçağaspor maçı rakip sahaya yıkmıştı. Karşılaşmanın 63.

dakikasında yan hakemin uyarısıyla penaltı kazandık. İşte elimize büyük bir fırsat geçmişti. Topun başına

Feyyaz geçti ve herkes de ‘Feyyaz golü atar, biz de maçı alırız.’ diyordu, tribünlerde. Ama öyle olmadı. Her

topa çok sert vuran ve vurduğunda mutlaka gol olan Feyyaz bu kez penaltı noktasından kaleye topu plase

gönderdi. Maçtan önce de çok iyi ve tecrübeli olduğunu duyduğumuz kaleci topu kontrol ederken sektirmedi

bile. Bu dakika maçın kırılma anıydı şüphesiz. Düşünün elemeli bir maç oynuyorsunuz, 1-0 geridesiniz, hakem

penaltıyı veriyor, atarsanız her şey çok güzel olacak ama siz kaçırıyorsunuz. O dakikadan sonra

Yeniçağaspor’da moraller düşerken, rakibimizin keyfi yerine gelmişti. Bedavadan bir gol atıp bir de penaltı

kurtarırsan mutlu olursun tabiî ki. Bu dakikadan sonra da rakip kalede pozisyon arayan takımımız defansında

da açık verince 90. dakikada ikinci golü de yiyip sahadan 2-0 mağlup ayrıldı. Diyorum ya futbol bu olsa

gerek, biz oynadık onlar kazandı.

 

Ankara’ya gelip Yeniçağaspor’u destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum. Onlar da gördüler ki

Yeniçağaspor şehrimizi en iyi şekilde temsil etti ve gücünü gösterdi. Öncelikle Aydın hocayı, Yeniçağaspor

başkanı Zekeriya Gökmen ve yöneticileri ve de futbolcuları tebrik ediyor teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca

skorboard da ‘Yeniçağaspor’ değil ‘Bolu’ yazıyordu...

Saygılarımla, hoşçakalın...

 

 
 

Ana Sayfa