|
Büyük Başkan
9 Şubat 2007
Kızıkspor, 27 yıl önce amatör spor kulübü olarak ilk defa sahneye
çıkarken; kuruluşa öncülük edenlerin BİR NUMARALI şahsiyetiydi.
15 yıla yakın başkanlık yaptı. 1980-2002 yılları arasında geçen 22
yıllık süre içinde başkan olmadığı dönemlerde "illa ben başkan olarak
kulübün başında olmalıyım" demedi. Taze kan değişikliğinin her
zaman yararına inanırdı. Başkan olarak göreve gelecek kişilerin kulübümüze
yeni bir kapı açacağını umut ederdi. İçimizden birinin başkan olmasında en
küçük sakınca görmedi, kırgınlığı olmadı.
Başkanlığı devretti-devraldı-devretti...
2002-Aralık ayında yapılan kongrede de başkanlığı gönüllü olarak devretti.
Resmi olarak kâğıt üzerinde başkanımız olarak görünmese de Kızıkspor
camiası hatta amatör futbolun içinde olan herkes O'na her zaman
"Başkan-Başkanım" diye hitap ederdi.
Çünkü Sabri Abimiz gönüllerin başkanıydı. Kendisine bu şekilde hitap
edilmesinden de çok hoşlanırdı. Katıldığı sohbetlerde "arkadaşlarımız
sağ olsunlar, kulübümüz için gerekenleri yapıyorlar. Benim sadece imza
yetkim var" diye espri yapardı.
Kulübümüzün alacağı kararlarda diktatörce davranmaz, mutlaka birkaç
kişinin de düşüncesini alırdı.
Yaşadığı tecrübeleri her
fırsatta bizlere aktarmaya çalışırdı.
Karşısında kim olursa olsun kibar konuşurdu. "Hocam, öğretmenim,
.... bey" vb. hitaplarla
söze başlardı. Özenle seçtiği sözcükleri tespih dizer gibi tane tane cümlelere dönüştürürdü.
Yaşadığı olayı en ince ayrıntısına kadar ballandıra ballandıra anlatmaktan
zevk alırdı. Anlatmasını, dinletmesini iyi bilirdi.
Çocukla çocuk, ihtiyarla ihtiyar olurdu.
İnsan ayrımı yapmazdı.
Cana yakındı. Olduğu gibi görünen biriydi.
Çabuk parlar, sonra da çabucak yumuşardı.
Neşeli ve şakacı olduğu kadar da çok ciddiydi.
Disiplinsiz davranışlarda bulunan oyuncuları asla sevmezdi.
Birçok konuda kendisiyle çatır-çatır tartışmışımdır. En çok da beni
azarlardı (!). Ağzımdan her internet sözcüğü çıktığında "tamam hocam,
yeter anladık" diye ağzımın payını verirdi.
Asla kin gütmezdi.
Kolay kolay da dargın olmazdı.
Sabri Abime hiç dargın olmadım. O da bana olmadı.
Kızıkspor'un 2003 yılında
öyküsünü yazarken; öykü arasına iliştirdiğim
fotoğrafta Sabri Abi
yer alamamış. Bahsettiğim fotoğraf karesinde mutlaka yer alırdı. Bolu'nun
tanınan siması doktor Dişçi Ayhan'ın yanında çırak olarak çalışıyordu.
Belki izin alamadı da gelemedi. Aptalca unutkanlığımdan kendisine sormayı
akıl edemedim.
Yarın ya da daha sonraki günlerde topluca çektireceğimiz yeni bir
fotoğrafta da
maalesef yer alamayacak. Ancak, bilgisayarımda O'nun 6 yıl önce çektiğim
bir fotoğrafını buldum. Tel örgüler arkasında ekmek içi köfte yerken
fotoğrafını çektim. Ardından kendisine "ekmek içi köfte yiyen
başkanımız" diyerek şakalaştığımı dün gibi hatırlıyorum.
O'nu son defa hastanede ziyaretimde gördüm. Hastane ortamından,
hastalıklardan bir nebze olsun uzaklaşmak anlamında çok kısa futboldan
konuştuk. Sürpriz bir ziyaretçisinin geldiğini belirtti. Eski
hakemlerimizden Fikret Doğanöz'ün ziyaretini
anlatırken çok
memnun olduğu her halinden belliydi.
Bu sezon Karaçayır'a sık sık gelemese de
Seben'deki maçımızda Kızıkspor'u yalnız bırakmayıp, aramızda oldu. Son
günlerinde Kızıkspor'un
oynadığı maçların sonuçlarını telefonla öğrenmeye çalıştı.
Sabri Abi,
Vefatını çok geç duydum. Bolu'da
olmadığım için, son yolculuğunda seni maalesef uğurlamaya
gelemedim. Affet beni Sabri Abi. Hakkını helâl et.
Aramızdan genç yaşta ayrılsan da, Kızıkspor yaşasa da, yaşamasa da her
zaman kalbimizde olacaksın. Kızıkspor'un doğmasında ve bugünlere
gelmesinde emeklerini asla unutmayacağız. Mekanın cennet olsun!
Gönüllerin başkanı Sabri Abimizin
ailesine, yakınlarına ve Kızıkspor camiasına baş sağlığı ve
sabırlar diliyorum. |