Amatörce

 

 

 

İlhan AYERLİKAYA

Sezona girerken

Uzun lig maratonu hafta sonu başlayacak. Geçtiğimiz yıllara göre daha çekişmeli bir sezon olacak.

A Grubu'nda 14'er, B Grubu'nda 16'ar maç oynanacak. Sonunda play-offa yükselen 6 TAKIM belli

olacak. Diğer 11 takım sezonu kapatacak.

 

Toplam 24 ya da 26 maç sonunda da bir takım mutlu sona, şampiyonluğa ulaşacak.

Son 10 yılın en uzun ligini yaşayacağız. Zevkli, çekişmeli heyecan dolu maçlar izleyeceğiz.

"Ummadığın taş, baş yarar" atasözü ispatlanırcasına favori görülen takımların puan kayıplarına şahit

olacağız. Yüzde yüz kaçan ve son dakika gollerine tanık olacağız.

 

Profesyonel Boluspor takımının bile gece maçı yapmadığını göz önüne alırsak; amatörlerin zaman

zaman akşamları ışıklar altında oynanacağı maçlarla Karaçayır'da ayrı bir hava esecek.

Sakatlık, ceza ve diğer nedenler dikkate alındığında kadroları geniş olan takımlar fazla problem

yaşamayacaklar. Özellikle play-off aşamasında oyuncu ihtiyacı daha da artacak.

 

Takımlar yaptıkları transferlerle bir anlamda hedeflerini de ilân etmiş oldular.

Küme düşme olmadığına göre; 8-11 oyuncu transfer etmenin anlamı "şampiyonluğa oynuyoruz"

demektir.

 

17 takımın hemen hepsinin hedefi bulunduğu grupta ilk üçe girerek, play-offa yükselmek.

Ancak; Yeniçağaspor, Bolu Belediyespor sezona şampiyonluk parolasıyla giriyorlar.

Kızıkspor, Köy Hizmetleri, Yumrukayaspor, Aşağısoku play-offu yakaladıktan sonra şampiyonluk

hesabı yapmaya başlayacaklar.

 

Hesaplar nasıl yapılırsa yapılsın, karşılaşmalar nasıl sonuçlarsa sonuçlansın; sezonun centilmence

geçmesini arzuluyoruz.

Hakkıyla kazanan tarafı tebrik etmesini bilmeliyiz.

Kazanan taraf sevinç sarhoşluğuna kapılıp, şımarıkça davranışlar sergilememelidir.

Kaybeden taraf da sanki dünyanın sonu gelmişcesine etrafı yakıp yıkmamalıdır. Sağa-sola

saldırmamalıdır. Soyunma odaları önünde bağıran, çağıran yöneticiler görmek istemiyoruz.

Her zaman iyinin yanında olacağım. Destekleyeceğim. Kötü örneklerin de karşısında olacağım.

Yeni sezon, amatör futbolun içinde yer alan herkese hayırlı olsun!

Tüm takımlara başarılar!

Kızıkspor 'bomba' gibi

Geçen sezona göre daha iyi oyuncu kadromuz var. Çok önemli oyuncu kaybımız olmadı.

Transferlerimiz kaleci Anıl, Gökhan, Adem ve Ozan gücümüze güç kattılar. İsmail'in cezasının

bitmesi, Arif'in askerden dönmesi takımımız adına sevindirici gelişmeler.

"Bir takımın yedek kulübesine bakacaksın." sözünden hareketle 18 kişilik maç kadromuzu tahmin

ettiğimde, kulübede oturacakların oyuncu kalitesinin ilk on birde yer alanlar seviyesinde olması

bizleri ayrıca memnun etmektedir.

 

Takımımızın oyuncu-antrenörü İsmail Özdemir, Teknik Sorumlusu Mustafa Ayerlikaya hocamızdır.

Bu iki arkadaşımız maç kadrosunu birlikte hazırlayacaklardır. Oyunun seyrini birlikte değerlendirecekler,

gerekli önlemleri birlikte alacaklardır.

 

Oynama sırası zamanla herkese gelecek. Sabırla herkes sırasını bekleyecek.

Başarılı olabilmemiz için her şeyden önce birbirimize karşı sevgi ve içinde saygılı olmalıyız.

Saygı ve sevginin olmadığı yerde başarıyı yakalamak mümkün değildir.

Doksan dakika süresince centilmence mücadele etmek en çok dikkat edeceğimiz noktalardan biri

olmalıdır. Mücadele gücümüzü takım ruhunda birleştirdiğimizde başarılar bizimle olacaktır

 

Taraflı-tarafsız amatör futbol severler her yönüyle Kızıkspor'u izlemekten keyif almalıdırlar.

Oyuncularımıza başarılar dilerim.

 

Taraftarlarımız üzerine düşeni yapmalı, amatörlerimize her zaman her yerde coşkuyla destek

olmalıdırlar. Bayanlarımızı da geçmiş yıllarda olduğu gibi maçlarımızda görmek istiyoruz.

Aynı günde 'iki ilki yaşamak'

(17 Ekim 2007 - Çarşamba)

Birinci İlk :

Bu satırları İstanbul Bahçelievler'deki JFK Hastanesi'nde dünyaya gelen torunum Kaan'ın yanından

yazıyorum. 51 yaşımda ilk defa dede olmanın heyecanı, mutluluğu içindeyim.

Beni kutlayan tüm arkadaşlarıma, dostlarıma teşekkür ediyorum.

 

İkinci İlk :

İlk defa bir milli maça gittim.

Maç öncesi dışarıda numaralı tribün ve basın tribünü önünde birçok ünlü kişiyi görme şansım oldu.

Spor yazarı Ahmet Çakır ile kısada olsa konuşma fırsatı yakaladım.

 

Daha sonra Türkiye - Yunanistan maçını izlemek için arkadaşlarımla birlikte numaralı tribünlerde

yerimizi bulduk. Keyifli bir maç izlemeyi umuyordum. Yanılmışım.

Milli takımımızın son oynadığı Moldova ve Malta maçlarında aldığı kötü sonuçlara herkes kafa yordu.

Haklı-haksız sürüsüne bereket eleştiriler yapıldı. Hala yapılıyor.

Çıplak gözlerimin bana gösterdiği ve beynimin de algılaması sonucu berbat bir milli takımımız varmış.

Hayretler içinde kalıyor insan. Neden, niçin böyle diye...

 

TV ekranlarından maç izlemekle, çıplak gözle maç izlemenin çok farklı olduğunu net olarak anladım.

Maçı televizyonlardan izleyerek yapılan yorumların tam olarak gerçeği yansıtamadığı düşüncesine

vardım. Bir ara maçı Radyospor'dan dinleyerek izledim. Spikerin Yunanistan takımının kullandığı serbest

vuruşu taç atışı olarak dinleyicilerine anlatmasına tanık oldum. Radyodan dinleyenlerin görme şansı

olmadığı için demek ki, bazen yutturuyorlar (!)

 

Aynı günün birinci ilkinde mutluluk, ikincisinde hayal kırıklığı yaşadım.

 

Son söz : 'Futbol hatalar oyunudur.' Unutma!

 

Ana Sayfa