|
Mösyö
Nefes
aldık...
Aladağ maçında 86.
dakikada, Yeniçağa maçında son saniyelerde ve
Gerede maçında 75. dakikada gol bulmamız, ister
istemez gol kısırlığı yaşadığımızı apaçık ortaya
koyuyordu.
En olumlu yanımız
ise, maçın son 20-25 dakikaları içinde oyundan
kopmadan, çok iyi mücadele yapıp, üst üste
ataklarla rakiplerimizi kendi sahasına
hapsetmemizdi. Fakat gol atmasını bir türlü
beceremiyorduk.
Hisarspor maçı hariç
oynadığımız diğer 3 maçta 3 gol atabilmiştik.
Gol pozisyonlarına
giriyor, son vuruşlarda başarısız olduğumuzu ve bu
problemi bir an önce çözmemiz gerektiği üzerinde
maç sohbetlerinde kendi aramızda konuşuyorduk.
Aşağısoku maçında
üstelik ilk devre kaydettiğimiz 3 gol ve ikinci
devre gelen tek golle sahadan dört farklı
galibiyetle ayrıldık.
Kalecimiz genç
Mehmet'e bir-iki pozisyon dışında fazla iş
düşmedi.
İsmail, Sercan
ve Arif zamanında müdahaleleriyle golcü
Serkan'a fırsat vermedi. Önder bu sezon ilk
defa oynadı.
Orta sahamız rakip
takımın orta alanda görevli adamlarına rahat
oynama ve top çevirme fırsatı vermediler.
Alper, Erkan, Gökhan, Esen çok iyi oyun
çıkardılar.
Mustafa'nın
Gerede maçının ikinci devresinde ve bu maçta ilk
on birde yer alarak, her iki maçta da birer gol
kaydetmesi bizleri son derece mutlu etti.
Mustafa daha hazır
değil. Sonraki maçlarımızda daha birçok gol
atacağına eminiz.
Esen'in duran
toplarda eliyle atar gibi yaptığı vuruşlarında
önce Arif, daha sonra Gökhan kafa
vuruşlarıyla iki gol kazandırdılar.
Alper'ın
güçlü fiziğini kullanarak, ileri-geri
çalışıp orta alanda görev yapması takımımıza daha
yarar sağlıyor. Defansa çok defa yardıma geldi.
Orta alanda buluştuğu toplarla takımımızı atağa
kaldırdı. Alper topu alıp kafasını öne eğip topu
sürüp gider ve kaybederdi. Bu kötü huyundan
vazgeçti.
Gol hasretimizi bir
nebze bu maçta giderdik. Farklı skorla aldığımız
haklı galibiyetle gücümüzü dosta düşmana
gösterdik. Oynadığımız oyun istediğimiz düzeye
geldi mi? Henüz HAYIR!...
Yaklaşık 15 gün
sonra Belediyespor maçıyla ilk devreyi
tamamlayacağız.
*
* *
Yedek kulübesine
baktığımız zaman, hepsinin de ilk on birde
oynayacak yetenekte olması geniş bir kadromuzun
olduğunun en açık göstergesidir.
Fakat, bazı
oyuncularımız yeteri kadar
oynama fırsatı
bulamadılar, bulamıyorlar. Üstelik daha önceki
maçlarımızda ilk on birde yer bulan Erol,
Muhsin, Faik ve kaleci Murat bu maçta
hiç oynamadılar. Selman'dan da henüz
doğru-dürüst yararlanamadık.
Hocamız çoğu zaman
kadroyu kurarken bizi yanıltıyor. Önder
rüyasında ilk on bire gireceğini görse inanmazdı.
Kendisini ilk on birde görünce şaşkınlık
yaşamıştır.
Sistemi daha
oturtamadığını kendisi söylüyor.
Ayrıca, maçın ikinci
devresinin 15. dakikası itibariyle neden oyuncular
kulübede oturur? Anlamış değiliz.
Ani bir sakatlık
olsa, ısınmadan kulübeden direk mi oyuna adam
sokacak? Maçı 4-0 önde götürüyoruz. 87 dakikada
üçüncü oyuncu koyuyoruz. Zaten skoru yakalamışız.
80. dakikada üçüncü adam değişikliğini yapmak bize
hiçbir şey kaybettirmez sanırım.
Bu maçta özellikle
Selman'ı oynatmalıydı. Şenol yeteri
kadar şansını denedi. Selman'a da Şenol kadar
mutlaka şans verilmelidir. Diğer bir oyuncumuz
Süleyman için de aynı şey geçerlidir.
Bu satırların yazarı
açık sözlü olmaktan ve düşüncelerini kim olursa
olsun çekinmeden söyleyen birisidir. Bu kötü huyum
(!) yüzünden beni sevenlerim belki azdır.
Bu huyumdan bu
yaştan sonra vazgeçmem asla mümkün değildir.
Başka bir yazımda
hocamız Hilmi Urluoğlu ve oyuncularımız ile ilgili
gözlemlerimi yazacağım.
SON SÖZ :
Çuvaldız kendimize, iğne başkasına....
|