|
Bu haftaki yazıma
bir anımı anlatarak başlamak istiyorum.
Gençlik yıllarımın
henüz başındayım. Kanımızın hızlı aktığı dönemler. Boluspor’umuz 1.
Ligde, şimdikinin Süper ligi. Kaçıncı hafta maçı olduğunu
hatırlayamıyorum. Ama Galatasaray’la kendi sahamızda oynuyoruz. Maç
günü yaklaşmaya başladı. Öğrenci olduğumuz için, üzerimizde ya para
olmaz yada verilen harçlıkları çarçabuk harcı verirdik Öğrenci
psikolojisi ne yaparsınız. Maç günü gelmişti. Bu maç kaçarımıydı?
Arkadaşım Ayhan’a;
-
Oğlum ne yapıyoruz?
Maça gitmiyor muyuz?
-
Tamam gidelim de
bende para yok
-
Yapma ya
-
Hiç mi yok?
-
Var da bilet alacak
kadar değil.
-
Sende yok mu?
-
Benim durumum
seninden farklı değil.
Ayhan’ la ikimizin
parası ancak bir bilet almaya yetiyordu. Birimizin fedakarlık edip
maça gitmemesi gerekiyordu.. Bu Galatasaray maçı, başka maça benzer
miydi? Bir birimizin yüzüne bakıyor. Söyleyecek bir şey bulamıyorduk.
Bir yandan da Maçın oynanacağı Atatürk Stat’ına doğru yürüyorduk.
Benim yaşlarımda olanlar iyi bilirler. O zamanlar stadımızın
çevresinde kavak ağaçları vardı. Uyanık beleşçilere karşı kavakların
alt dallar budanmış. Palmiyeler gibi olmuştu. Kimse çıkmaya cesaret
edemiyordu. Stadın içinde Boluspor, Galatasaray tezahüratları yeri
göğü inletiyordu. Maç başlamak üzereydi. Türbinler tıklım tıklım
dolmuştu. Bi o kadar seyircide dışarıda kalmıştı. Her şeyi göze
alarak, kavaklara tırmanmaya karar verdik. Avuçlarımı ıslatarak,
başladım, kavağa tırmanmaya yarı yola geldiğimde, bütün gücüm sona
ermişti. Kendimi aşağıya bırakmaya karar verecektim ki, Boluspor
sevgisi, maçın atmosferi ve yarın okulda konuşulacaklara bir şeyler
ekleyememe endişesi beni kamçıladı. Son bir gayretle bana en yakın
dalı yakalım. Artık stadın içinde olanları görebiliyordum. Ayhan’da
hemen yakınımdaki kavak ağacına çıkmayı başarmıştı. Yer gök kırmızı,
beyaz ve sarı, kırmızı bayraklarla doluydu. Boluspor’umuz harika
oynuyordu. Seyircinin sesi de hiç kesilmiyordu. Maçın kaçıncı dakikası
olduğunu tam hatırlayamıyorum. Boluspor harika bir gol attı. O kadar
mutlu olmuştum ki, sevincimi Ayhan’la paylaşmak için, göz göze gelmek
istedim. Başımı yana çevirip baktığımda! Ayhan dalda yoktu. Yere
baktım. Ayhan yerde kıvranıyordu. Hemen ağacın gövdesinden tutunup
kayarak yere indim. Ayhan’ın acı çektiği her halinden belliydi.
-Ayhan!
Yapabileceğim bir şey var mı?
-Yok oğlum, şimdi
geçer.
- Ne oldu da düştün?
Dal mı kırıldı?
- Yok be İsmail
-Eee çatlatma insanı
ne oldu?
-Gol olunca, bir an
ağaçta olduğumu unuttum.. Alkışlamak istedim. Gerisini biliyorsun işte
- heeeeeeeeee
- Gülme be her yerim
açıyor.
O gün Boluspor’umuz
Galatasaray’a karşı maçı 1-0 kazanmıştı.
Bir gün
sonra gazetelerde “BOLUSPOR LİDERİN ENSESİNDE “ manşetleri
mutluluğumuza mutluluk katmıştı. yanılmıyorsam1973-1974 sezonuydu.
Boluspor’umuz Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ardından ligi üçüncü
bitirmişti.
Mazimize
bakacak olursak, Galatasaray’ı 8 kez, Beşiktaş’ı 9 kez, Fenerbahçe’yi
8 kez Trabzonspor’u 5 Kez yenmiş bir takımız.1. ligi defalarca ilk
10’da tamamlamışız.
Bolumuzdan
Çetin ERDOĞAN gibi birçok milli futbolcu yetiştirmişiz. Şanlı Boluspor
tarihi bize ilham olmalı. Türk Futbol tarihinin en başarılı takımları
sıralamasında hâlâ ilk 16 takımı içinde olduğumuzu unutmayalım.
Gücümüzü bilelim.
Amatör bir ruhla,
profesyonel işler yaparak hedefimize ulaşalım.
Saygılarımla… |