NOTLAR                      İsmail ARMAN

AMATÖRÜN GÖZÜYLE, BOLUSPOR SEVGİSİ

05 Mayıs 2008

Bu haftaki yazıma bir anımı anlatarak başlamak istiyorum.

Gençlik yıllarımın henüz başındayım. Kanımızın hızlı aktığı dönemler. Boluspor’umuz 1. Ligde, şimdikinin Süper ligi.  Kaçıncı hafta maçı olduğunu hatırlayamıyorum. Ama Galatasaray’la kendi sahamızda oynuyoruz. Maç günü yaklaşmaya başladı. Öğrenci olduğumuz için, üzerimizde ya para olmaz yada verilen harçlıkları çarçabuk harcı verirdik Öğrenci psikolojisi ne yaparsınız. Maç günü gelmişti. Bu maç kaçarımıydı?

Arkadaşım Ayhan’a;

-         Oğlum ne yapıyoruz? Maça gitmiyor muyuz?

-         Tamam gidelim de bende para yok

-         Yapma ya

-         Hiç mi yok?

-         Var da bilet alacak kadar değil.

-         Sende yok mu?

-         Benim durumum seninden farklı değil.

Ayhan’ la ikimizin parası ancak bir bilet almaya yetiyordu. Birimizin fedakarlık edip maça gitmemesi gerekiyordu.. Bu Galatasaray maçı, başka maça benzer miydi? Bir birimizin yüzüne bakıyor. Söyleyecek bir şey bulamıyorduk. Bir yandan da Maçın oynanacağı  Atatürk Stat’ına doğru yürüyorduk. Benim yaşlarımda olanlar iyi bilirler. O zamanlar stadımızın çevresinde kavak ağaçları vardı. Uyanık beleşçilere karşı kavakların alt dallar budanmış. Palmiyeler gibi olmuştu. Kimse çıkmaya cesaret edemiyordu. Stadın içinde Boluspor, Galatasaray tezahüratları yeri göğü inletiyordu. Maç başlamak üzereydi. Türbinler tıklım tıklım dolmuştu. Bi o kadar seyircide dışarıda kalmıştı. Her şeyi göze alarak, kavaklara tırmanmaya karar verdik. Avuçlarımı ıslatarak, başladım, kavağa tırmanmaya yarı yola geldiğimde, bütün gücüm sona ermişti. Kendimi aşağıya bırakmaya karar verecektim ki, Boluspor sevgisi, maçın atmosferi ve yarın okulda konuşulacaklara bir şeyler ekleyememe endişesi beni kamçıladı. Son bir gayretle bana en yakın dalı yakalım. Artık stadın içinde olanları görebiliyordum. Ayhan’da hemen yakınımdaki kavak ağacına çıkmayı başarmıştı. Yer gök kırmızı, beyaz ve sarı, kırmızı bayraklarla doluydu. Boluspor’umuz harika oynuyordu. Seyircinin sesi de hiç kesilmiyordu. Maçın kaçıncı dakikası olduğunu tam hatırlayamıyorum. Boluspor harika bir gol attı. O kadar mutlu olmuştum ki, sevincimi Ayhan’la paylaşmak için, göz göze gelmek istedim. Başımı yana çevirip baktığımda! Ayhan dalda yoktu. Yere baktım. Ayhan yerde kıvranıyordu. Hemen ağacın gövdesinden tutunup kayarak yere indim. Ayhan’ın acı çektiği her halinden belliydi.

-Ayhan! Yapabileceğim bir şey var mı?

-Yok oğlum, şimdi geçer.

- Ne oldu da düştün? Dal mı kırıldı?

- Yok be İsmail

-Eee çatlatma insanı ne oldu?

-Gol olunca, bir an ağaçta olduğumu unuttum.. Alkışlamak istedim. Gerisini biliyorsun işte

- heeeeeeeeee

- Gülme be her yerim açıyor.

O gün Boluspor’umuz Galatasaray’a karşı maçı 1-0 kazanmıştı.

 

        Bir gün sonra gazetelerde “BOLUSPOR LİDERİN ENSESİNDE “ manşetleri mutluluğumuza mutluluk katmıştı. yanılmıyorsam1973-1974 sezonuydu. Boluspor’umuz Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ardından ligi üçüncü bitirmişti.

      Mazimize bakacak olursak, Galatasaray’ı 8 kez, Beşiktaş’ı 9 kez, Fenerbahçe’yi 8 kez Trabzonspor’u 5 Kez yenmiş bir takımız.1. ligi defalarca ilk 10’da tamamlamışız.             

 

      Bolumuzdan Çetin ERDOĞAN gibi birçok milli futbolcu yetiştirmişiz. Şanlı Boluspor tarihi bize ilham olmalı. Türk Futbol tarihinin en başarılı takımları sıralamasında hâlâ ilk 16 takımı içinde olduğumuzu unutmayalım. Gücümüzü bilelim.

Amatör bir ruhla, profesyonel işler yaparak hedefimize ulaşalım.

Saygılarımla…

 

 

 

Ana Sayfa