NOTLAR                      İsmail ARMAN

 

Spor sevgidir

                       

26 Nisan 2008’de Minikler sahaya inip, görücüye çıkacaklar. Minikler Ligi’ne katılacak takımlar yoğun bir çalışa

temposunda hazırlanıyorlar. Hepsi cıvıl cıvıl, sevgi dolu. İşlenmeye hazır cevher gibiler. Ehil ellerde

işlendiğinde sporumuzun geleceği olacaklar. O kadar saf ve temizler ki, hocalarının her dediğini harfiyen yerine

getirmek için koşuşturuyorlar. Hocalarına teslim edilen bu küçük civcivler sadece top oynamayı değil, hayatla

ilgili kuralları da öğreniyorlar.

Paylaşmayı, arkadaşlığı, hoşgörüyü, sayamayacağım her şeyi hocalarından öğreniyorlar. Burada hocalarına,

anne ve babaları kadar bağlanıyorlar. Hocalarımızın omuzlarına büyük sorumluluk yükleniyor.

Hocalarını örnek aldıkları için, sadece futbolunu değil, hocasının hayat felsefesi doğrultusunda, geleceklerini

şekillendiriyorlar. Kazanmanın onurunu, kaybetmenin ruhunda açabileceği zararın ölçüsünü, hocalarının

gözlerine bakarak ayarlayabiliyorlar. Futbolun bir oyun olduğu, Kazanmak kadar kaybetmenin de doğal olduğu,

dantel gibi işleniyor. Kazanmadaki sevincin dozu kadar, Kaybetmede ki hüsnün tozunda hocalarından

öğreniyorlar.

 

Perşembe günü, Hamam Çayırı’nı Yeniçağaspor’un minikleriyle, Kızıkspor’un minileri paylaştılar. Hocalarının

etrafında kelebek gibi pır pır uçuşuyorlar.. Kıran kırana hazırlık maçı yaptılar. Top taca çıkıyor.”Benden çıktı”

deme dürüstlüğünü gösteriyorlar. Ne kavga, ne bağırma, ne de kötü söz var.

 

Hocaları onlarla öyle şakalaşıyor ki, kıskanmadım desem yalan olur.

Ne oluyor da!  Büyüdüklerin de, amatör ya da profesyonel olunca değişiyorlar. Agrasif, hakemi yanıltıcı tutum

ve davranışlar içime giriyorlar. Bir gün sonra Karaçayır’a büyüklerin antrenmanını izlemek için geldim.

Gördüklerim karşısında şaşırdım kaldım. Takımın ismini vermek istemiyorum. Çalışma bitiyor. Malzemelerin

toplanması gerekiyor. Her futbolcu umursamaz bir şekilde soyunma odalarına yöneliyorlar. Yardımlaşma ve iş

bölümü diye bir şey yok. Yerini bencillik almış. Belki ileride ünlü bir futbolcu olacaklar. Oynadıkları oyunla

bizlerin de sevgisini kazanacaklar. Ama yakından tanıdığınızda insanlıktan nasibini almamış kişiliklerini fark

edince, hayıflanıp üzüleceksiniz. Keşke hayalimde canlandırdığım şekilleriyle kalsalardı diye içinizden

geçireceksiniz.

 

İleride çok ünlü bir futbolcu olabilirsiniz. Çok paralar da kazanabilirsiniz. Ama gönülleri kazanmanın yolu

sevgidir, dürüstlüktür. Kısacası güzel ahlâktır.

 

Mustafa Kemal ATATÜRK ne güzel söylemiş:

"Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim"

Saygılarımla!

 

Yukarıdaki yazı Bolu ŞAMPİYON Gazetesi'nin 14 Nisan 2008 tarihli sayısında yer almıştır.

 

 

Ana Sayfa