NOTLAR                      İsmail ARMAN

Amatörün Kalbinin Attığı Yer      

Karaçayır’ın dünü, bugünü ve yarını

Karaçayır’da antrenman yapan miniklerin, onlarca topla çalıştığını gözlemlerken; kendimi hipnoz edilmişçesine mazide buluverdim. Çocukluğum, gözlerimin önüne geliverdi.              

 

Biz yamalı bir topla oynardık. Herkesin topu olmazdı. Topu olan kaptan olur. Ayrıcalık tanınırdı. Mahalle maçları yapardık. Karaçayırımızda doğru dürüst bir yerimiz bile yoktu. Uçsuz bucaksız bir çayır, kale olarak iki taş, koş da koş. Ne antrenör ne de hakem var. Daha sonraki yıllar kale direkleri olan bir sahamız olunca ne kadar sevinmiştik. Karaçayırımızın ortasından bir dere geçerdi. Topumuzun kaçtığı da olurdu. Topu almak ne mümkün.  İçimizde yalnız Boluspor sevgisi vardı. Hiç kavga etmezdik. Tüm maçlar sevgi ile başlar sevgi ile biterdi. Maçtan sonra en sevdiğimiz şey, çamlıca gazozu içmekti. Öğretmenimizi gördüğümüz zaman sağa, sola dağılırdık. Öğretmenimizden korkardık, ama severdik. Saygıda hiç kusur etmezdik.

 

Biz büyüdük Karaçayır küçüldü. Amatör Liglerimiz başladığı yıllarda saha sayımız ikiye, ardından üçe çıkmıştı. Ama biri çeltik tarlası gibi, yağmur yağdığı zaman içinde göletler oluşur, diğerinde top mu oynardık çamur banyosu mu yapardık belli olmazdı. 4 No’lu saha en değerlisiydi. Yalnız final maçlarının oynanmasına müsaade edilirdi.

   

Şimdi sentetik sahamız var. Ne çamur, ne toz. Takımlarımızın çalışma saatleri Ali Bey tarafından belirlenmiş. Her kulüp saatine göre gelip, antrenmanını hocaları eşliğinde yapabiliyor. Işıl, ışıl aydınlanan sahamız, geceleri de gülümsüyor. Bakarsınız büyüklerimiz, bir sentetik saha daha hediye ederler çocuklarına. O zaman görün Bolu’daki sporun yükselişini. Prefabrik de olsa birçok kulübümüze tahsis edilmiş soyunma odalarımız var. Hiç yoktan iyidir. 

 

Minikler ligimiz başladı. Yüzlerce çocuk sentetiğe koşarak, hünerlerini sergileyecek. Anneler, babalar coşacak. Çocuklar birbirleriyle sevgiyle kucaklaşacak. Sporseverler yine Karaçayır’da olacak.

 

* * *

Yapılan araştırmalara göre; planlı, düzenli sürdürülen spor, okul başarısını artırdığı bir gerçektir. Bir hafta boyunca bilgilerle meşgul olan bir çocuğun, haftada 2 saat sporla beyninin kendini yenilediğini ortaya çıkarmıştır. Sporla vücut hücreleri aktif hale geldiği için, öğrenci, kendini derse hazır hisseder. Ayrıca spor yapan bir çocuğun salgıladığı adrenalin hormonu mutlu olmasına da katkıda bulunur. Kişinin pozitif düşünmesini sağlar. Böylece ruh sağlığına da yararı olur. Mutlaka çocuğunuza spor yapma şansı tanıyın.

Bana göre; futbol okulun, dersin önüne geçmemeli. Derslerini ihmal edip, günün büyük bir bölümünü sporla geçiriyorsan, geleceğin için, varsa, yoksa futbol diyorsan, ileride çok büyük hayal kırıklığına uğrayabilirsin. Futbol; hayatında hobi olarak kalmalı. Taki futbolcu olana kadar.

 

Sevgili anneler, babalar, çocuklarınızdan beklentileriniz, onların yapabileceklerinden fazla olmamalıdır. Futbolu, severek yapmalılar. Zorlanmamalılar. Her baba, çocuğunun yetenekli olduğunu savunur. Bırakın buna hocaları karar versin.

 

Günümüz çocukları, şu an tanınan imkânların farkında bile değiller. Yetenekleri varsa, hocalarınız bunu mutlaka görecektir. Bazı başarılı çocukların, futbolcu olma yolundaki, yaş grubu basamaklarını güvenle çıkmalarına hocaları, yardımcı olacaklardır. Bakarsınız bir gün profesyonel de olabilirler. Fakat futbolcu olma hevesiyle yanlış yollara gitmesinler. Ne de ailelerini ihmal etmesinler. Bu sözlerim erişkin gençler içinde geçerlidir.

Spor hayatımızda bir amaç değil, araç olmalıdır. Saygılarımla…

 

Yukarıdaki yazı Bolu ŞAMPİYON Gazetesi'nin 29 Nisan 2008 tarihli sayısında yer almıştır.

 

 

Ana Sayfa