|
Karaçayır’da
antrenman yapan miniklerin, onlarca topla çalıştığını gözlemlerken;
kendimi hipnoz edilmişçesine mazide buluverdim. Çocukluğum, gözlerimin
önüne geliverdi.
Biz yamalı bir topla
oynardık. Herkesin topu olmazdı. Topu olan kaptan olur. Ayrıcalık
tanınırdı. Mahalle maçları yapardık. Karaçayırımızda doğru dürüst bir
yerimiz bile yoktu. Uçsuz bucaksız bir çayır, kale olarak iki taş, koş
da koş. Ne antrenör ne de hakem var. Daha sonraki yıllar kale
direkleri olan bir sahamız olunca ne kadar sevinmiştik.
Karaçayırımızın ortasından bir dere geçerdi. Topumuzun kaçtığı da
olurdu. Topu almak ne mümkün. İçimizde yalnız Boluspor sevgisi vardı.
Hiç kavga etmezdik. Tüm maçlar sevgi ile başlar sevgi ile biterdi.
Maçtan sonra en sevdiğimiz şey, çamlıca gazozu içmekti. Öğretmenimizi
gördüğümüz zaman sağa, sola dağılırdık. Öğretmenimizden korkardık, ama
severdik. Saygıda hiç kusur etmezdik.
Biz büyüdük
Karaçayır küçüldü. Amatör Liglerimiz başladığı yıllarda saha sayımız
ikiye, ardından üçe çıkmıştı. Ama biri çeltik tarlası gibi, yağmur
yağdığı zaman içinde göletler oluşur, diğerinde top mu oynardık çamur
banyosu mu yapardık belli olmazdı. 4 No’lu saha en değerlisiydi.
Yalnız final maçlarının oynanmasına müsaade edilirdi.
Şimdi sentetik
sahamız var. Ne çamur, ne toz. Takımlarımızın çalışma saatleri Ali
Bey tarafından belirlenmiş. Her kulüp saatine göre gelip,
antrenmanını hocaları eşliğinde yapabiliyor. Işıl, ışıl aydınlanan
sahamız, geceleri de gülümsüyor. Bakarsınız büyüklerimiz, bir sentetik
saha daha hediye ederler çocuklarına. O zaman görün Bolu’daki sporun
yükselişini. Prefabrik de olsa birçok kulübümüze tahsis edilmiş
soyunma odalarımız var. Hiç yoktan iyidir.
Minikler ligimiz
başladı. Yüzlerce çocuk sentetiğe koşarak, hünerlerini sergileyecek.
Anneler, babalar coşacak. Çocuklar birbirleriyle sevgiyle
kucaklaşacak. Sporseverler yine Karaçayır’da olacak.
* * *
Yapılan
araştırmalara göre; planlı, düzenli sürdürülen spor, okul başarısını
artırdığı bir gerçektir. Bir hafta boyunca bilgilerle meşgul olan bir
çocuğun, haftada 2 saat sporla beyninin kendini yenilediğini ortaya
çıkarmıştır. Sporla vücut hücreleri aktif hale geldiği için, öğrenci,
kendini derse hazır hisseder. Ayrıca spor yapan bir çocuğun
salgıladığı adrenalin hormonu mutlu olmasına da katkıda bulunur.
Kişinin pozitif düşünmesini sağlar. Böylece ruh sağlığına da yararı
olur. Mutlaka çocuğunuza spor yapma şansı tanıyın.
Bana göre; futbol
okulun, dersin önüne geçmemeli. Derslerini ihmal edip, günün büyük bir
bölümünü sporla geçiriyorsan, geleceğin için, varsa, yoksa futbol
diyorsan, ileride çok büyük hayal kırıklığına uğrayabilirsin. Futbol;
hayatında hobi olarak kalmalı. Taki futbolcu olana kadar.
Sevgili anneler,
babalar, çocuklarınızdan beklentileriniz, onların yapabileceklerinden
fazla olmamalıdır. Futbolu, severek yapmalılar. Zorlanmamalılar. Her
baba, çocuğunun yetenekli olduğunu savunur. Bırakın buna hocaları
karar versin.
Günümüz çocukları,
şu an tanınan imkânların farkında bile değiller. Yetenekleri varsa,
hocalarınız bunu mutlaka görecektir. Bazı başarılı çocukların,
futbolcu olma yolundaki, yaş grubu basamaklarını güvenle çıkmalarına
hocaları, yardımcı olacaklardır. Bakarsınız bir gün profesyonel de
olabilirler. Fakat futbolcu olma hevesiyle yanlış yollara gitmesinler.
Ne de ailelerini ihmal etmesinler. Bu sözlerim erişkin gençler içinde
geçerlidir.
Spor hayatımızda
bir amaç değil, araç olmalıdır.
Saygılarımla… |