|
Yoğurdum ekşi diyen
olmaz
6 Kasım 2006
Pazar sabahları kadar sevdiğim gün yok. Hava nasıl olursa
olsun, çok iyimserimdir…
Sabah pencereden bakar, mevsim ne olursa olsun, kendi
kendime ’’ne güzel bir gün, tam benim istediğim gibi’ ’deyip, kendi kendimi
motive ederim.
Cumartesi Aşağısoku’yla maçımı oynadığımdan çok rahat ve
stressizdim. Karaçayır’a gittiğimde Kızık Beyi’ni gördüm. Telefonla
konuşuyordu. Konu kardı. 4 no’lu sahada cefakar saha görevlisi Ali kardan
kapanan saha çizgilerini yeniliyordu. Seben’de oynanacak olan, Tepecikspor
maçına iki takımda gitmiş. Maçın hakemleri ise kar nedeniyle gidememişlerdi.
Kızık Beyi telefonla haberi aldığında Tansel Bey ve İl temsilcisi Cemalettin
Beyle konuşarak hakemlerin kendi cebinden harcayarak Seben’e taksiyle gitmeleri
sağlandı. Maçın saatinde başladığını, büyük bir memnuniyetle öğrendim.
Mengen’deki Mengen-Sedaş maçı kar nedeniyle oynanamadı.
Bizim grubun ilk derbi maçı cumartesi günü kalabalık bir
seyirci önünde belediye şantiyesinde Aşağısoku ile Köy Hizmetleri arasında
oynandı. Tam bir derbi maçtı. Taraflı tarafsız seyircilerin, heyecan ve
memnuniyetle izledikleri son 10 yılın en güzel maçıydı.
Soyunma odasında bu maçın da normal maçlardan farklı
olmadığını futbolcularıma anlattım. Beyaz tahtamda taktik verirken planımız
A.Soku’ya şok pres uygulayıp 15 dakika onları kendi sahasında hapsetmekti.
(Tıpkı geçen yılın son maçında onların bizi davul zurna çalarak yendikleri maç
gibi) Maç başladığında 4.dakikada golü bulunca şok pres geri tepti. Takımım geri
çekildi. Kalecim ve geri dörtlüm, çok pas yapan, etkili gibi görünen A.Soku
futbolcularına çok fazla fırsat vermediler. Müdafaamın doldur boşalt gelen
toplara kafa hakimiyetimiz çok üstündü. Direklerden dönen bir çok
pozisyonlarımız oldu. Ama görünmeyen pozisyonları da benim takımım yarattı.
Serdar, Mehmet ve Bozak yüzde yüz golleri atamadılar.
ÇOK PAS YAPAN, ÇOK BASTIRAN takım galip gelir diye, bir şey
yok. Görünmeyen futboluyla bir Mustafa BOZAK maçı aldı gitti. Ya bir de
ZEKİ HOCAM olsaydı. Hakemin tek hatası, oyunun başında kırmızı kartı
A.Sokulu futbolcuya gösterememesi idi. Oyun 1-1 olduğunda kabuğumuzdan
otomatikman çıktık, dengeli hatta bastırmaya başladık. 90+2 de M. BOZAK bir kez
daha sahneye çıkarak ustalığını konuşturdu. Alda at diye verilen pası, GÜNAY
harika bir vuruşla maça son noktayı koydu.
Maçtan sonra futbolcularıma yapılan, sözlü saldırıları,
mağlubiyetin stresine bağlıyorum. Acaba diyorum : Geçen yıl iki defa
yenildiğimiz, ŞAMPİYON A. SOKU'YA biz de mi böyle davrandık?
Haftaya bir konferans nedeniyle Konya’da bulunan Zeki
Hocamın da ilavesiyle Aladağspor maçında daha iyi bir futbol oynayacağımızı ümit
ediyorum.
Maç kazanmak kolay değil.
Önce maça çıkacak 11 kişi bulacaksın.
Sahaya çıkacaksın.
Mücadele edip kazanacaksın.
Üstelik bunları dersleri olan öğrencilerle işi olan,
çalışan futbolcularla yapacaksın.
Köy Hizmetleri’nde 4. yılım. Bu işi benimseyen, isteyen
amatör kulüplerde maç kadrosu, maçtan bir gün önce, soyunma odasına asılır.
Nedeni de futbolcunun kadroda olduğunu bilerek, motivasyon ve moral sağlaması.
Kadrosu kalabalık olan kulüplerde 18 dışında olan futbolcular, maç günü soyunma
odasından boynu bükük döneceğine, bir gün önceden bilmesinde yararlı
olacağındandır.
Dışarıda antrenman eksikliğinden dolayı Sercan, Umut,
Okan gibi futbolcularım var. Üzülüyorum ama ne yapayım. Futbol 11 kişiyle ve
18 kişilik kadroyla oynanıyor….
İYİ
HAFTALAR DİLEĞİYLE…… |