*
*

     
     
     
     
     
     
     
       
     Kaptanın Yeri    
 
 

 

Yakup İLHAN

   
 

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz

21 Kasım 2006

 

Siyah-beyaz fotoğraflara bile renkli bakan bir kişiliğim var. Pazar akşamı zor geçen maçımdan sonra Kızık Beyini tel ile aradım. Seben’deki Seben-Kızık maçında hakeme yapılanları, Gerede-A.Soku maçındaki olayları öğrendim, düşündüm. Bu olayları

25 sene öncede hakem ve futbolculara deplasmanlar da yapıldığını bizzat yaşadım. Bu takımlar ne yapmak istiyorlar?

Maçlar 3 neticelidir. Kendi lehine olan sonuçlardan sonra, bu ilçelerimizde hakem ve futbolcularla ilgili, hiçbir olay olmuyor. Bolu’daki maçlarda da ilçelerimize karşı, sonuç ne olursa olsun, bir söz söylenmiyor, küfür ve kavga edilmiyor. Centilmenlik örnekleri veriliyor. Eğer hakemlerimizin hataları sonucu bu olaylar çıkıyorsa, onları da gözetleyenler var. Notu düşük olursa maç verilmiyor. Ceza vermek, seyirci, yönetici, antrenör ve futbolcunun işi değildir. Ne demek hakemleri kovalamak, yumruklamak, hakaret etmek. Duyduklarımın yalancısıyım, gözümle görmedim. Gerede’deki olaylarda Osman Hoca ve takım kaptanı Vedat’ın olacakları önceden görüp engellemelerini isterdim.

 

Gelelim Pazar günü oynadığımız maça, BOLU SPOR  3 – K.H.KÖROĞLU  3

Her maç gecesi gibi, birbirlerinden farkı olmayan 23 kişilik kadromu 18'e indirmek için

geç saatlere kadar çalıştım. Kadroya giremeyen futbolcularımın, takım ve benim için ne düşündüklerini tahmin edebiliyorum. Hep antrenörler suçludur. 23 kişiyi de oynatmak istiyorum. Ama maçlar 11 kişiyle ve 18 kişilik kadroyla oynanıyor. Bu değerli futbolcularımı değişik zamanlarda, hepsini takımda oynatacağım.

 

Maç sabahı soyunma odasına gittiğimde, ilk defa her şeyin forma, şort, tozluk, eşofman gibi malzemelerin hazır olduğunu gördüm. Yeni yardımcım görevini yapmış, bana iş kalmamıştı. Bolu Sporun çok koşan bir ekip olduğunu biliyordum. Maç taktiğimi 4-5-1  olarak hazırladım. Gol yemememiz gerektiğini futbolcularıma anlattım. Zaten son idmanda futbolcularımı, maça hazır görmüştüm.

 

Gol erken gelince, biraz dağıldık. Boluspor baskılı oynayarak, pres yaparak 3-0

öne geçti. Mustafa BOZAK gibi dünyaya erken gelmiş bir futbolcunun penaltımızı kaçırdığına çok üzüldüm, inanamadım. Aynı futbolcunun 2 dk. sonra attığı golle devreyi 3-1 geride bitirdik. Devre arasında değişiklik yapmayı düşündüm. Ama takımda bir tek iyi futbolcu yoktu, kimi çıkarmalıydım. İlk defa fazla bir şey konuşmadan aynı kadroyu sahaya sürdüm. O da ne !!! İkinci yarı bambaşkaydı futbolcular. Pres yapan, bastıran, her şeyden önce inanan bir takım. Bir iki dk.sonra hemen aksayan yerlere iki değişiklik yaparak maçın kontrolünü sağladım. Zeki Hocanın ön plana çıkması, müdafaanın hatasız oynaması sonucu, Mustafa BOZAK’ın muhteşem golüyle önce 3-2, sonrada baskının devam etmesi sonucu Okan’ın golüyle beraberliği sağladık. Gitti denilen maç geri geldi. İşte futbolun en güzel yönü bu. Favorisi Boluspor olarak gösterilen bu maçtan, altın değerinde bir puan alarak ayrıldık. Futbolcularımın kazanmak için gösterdikleri çabadan dolayı çok teşekkür ederim. İYİ HAFTALAR DİLEĞİYLE...

Tüm yazıları

 
 

                                                                              KIZIKSPOR© 2006