|
Şah - Mat
28 Mart 2006
Sezon başında şampiyonluk
parolasıysa yola çıktığımızda işler yolunda gidiyor. bütün maçları kazanıyorduk.
Kazanmak güzel şey. Kaybetmek çok kötü. İnanın bir antrenörün önemli bir ek işi
olsa yenildiği maçtan sonra ertesi gün o işini aksatır. Gündüz Tekin ONAY’ın
bir sözü var. "Kulübeden galibiyetle veya malubiyetle ayrılırsanız
sevinmeyin ve de üzülmeyin, haftaya yine o kulübedesiniz’’.
Futbol günlük başarıların
olduğu bir oyundur. Ertesi hafta ki mağlubiyette başarılar unutulur. Galip
geldiğin zaman şah, beraberlikte vezir, mağlubiyette ise piyon olursunuz.
Ben ve futbolcularım hep
kazanmak için maçlara çıktık. Soyunma odasında ilk sözüm ‘hakemlerle ve
rakiple oynamayacaksın, arkadaşına hata yapsa da saygılı olacaksın, kesinlikle
kırmızı kart görmeyeceksin’.
Buna rağmen futbolcular
saha çizgilerinden içeri girdiğinde her şeyi unutuyor. Bir antrenörün maça
katkısı %10 ‘u geçmezmiş. Ben söylemiyorum. Bilimsel araştırmalar ve tv
programında ki yorumcular söylüyor.
Takımımda bilhassa
kalecilerim çok şanssız bir dönem geçirdi. Yenilen goller de hataları bana göre
de var. Ama topların 90 tabir edilen yerlere gittiğini herkes gördü. Bir sezon
önce kalecim Serhat’ın Boluspor’da oynayabileceğini iddia ederken bir anda
amatör kümenin en çok gol yiyen kalecisi olması şaşırtıcıydı….!
Kalecim, efendi ve
duygusal bir insan. Gerede’ye 2-1 kaybettiğimiz maçtan sonra bir daha maçlara
gelmedi. Ne benim Serhat ile ne de Serhat’ın benle alıp veremediği hiç
bir şey yok…! Dedim ya, iyi çocuk…
Kaptanım Mesut ile
konuşup neden gelmediğini sorduğumda ‘hocam fazla üzerine gitmeyelim, morali
bozuk, öbür kaleciyle idare edelim’ dedi. Üzerine gitmedik. Aslında futbolda
inandığın futbolcunun üzerine gidip kötü oynasa da ısrar edeceksin. Serhat adlı
duygusal kalecimin gelmediğinin sebebini en son maçım olan Sedaş maçında kendi
yedek futbolcularımdan öğrendim. Bir antrenör olarak duyduğumda utandım. Yüzümün
kızardığını hissettim. Benle hiçbir sorunu olmayan kalecimin çalıştığı fabrikada
arkadaşlarından duyduğu bazı sözlerden alındığını onun için gelmediğini
öğrendim. Bu söz neydi ?
"Köy Hizmetleri Köroğlu
Spor kalecilerine bu sahadan değil Paşaköyü'nden bile topa vursan gol olur"
sözü imiş. Bunlar türbünde ve fabrikada arkadaşları tarafından yüzüne karşı
konuşulmuş. İnanın duyduğum da başım döndü, tansiyonum çıktı. Ne yapayım?
Kendime göre çok iyi ama
duygusal bir antrenörüm. Ne yazık ki, bu günün futbolunda ikisi bir arada
yürümüyor. Birini seçmek zorundasın. Öbür kalecim Tahsin maçlara iyi
başladı, devamını getiremedi. Bu arada yeni duyduğumu söyleyeyim.
Son Sedaş maçında hatalı
yenen gollerden sonra 3-3 berabere kaldık. Ne yazık ki, türbindeki seyirciler
kalecim hakkında dedikodu yapmaya devam etmişler. Paşaköyü'nden vurulup ta gol
olacağını iddia edenler yeni bir iddia ortaya atmışlar. İnanamadım… Bolu
Dağından vurulan topların da gol olacağını iddia edenler olmuş. Burada görülen
kalecilerin hatalı gol yediği. Ya sahada görülmeyenler….
Onları da FUTBOLDAN
ANLAYAN KİŞİLERİN gördüğünü zannediyorum.
Evet. Toplar iyi yere
gidip gol oluyor ama o toplara vurduran geri dörtlüm, rakip futbolcuyu pozisyona
sokan orta saham. İleride pres yapmayıp karşı tarafa pas yaptıran ve top
kullandıran forvetlerimin hiç mi suçu yok?
Bana göre onlar da SUÇSUZ
KAHRAMANLAR.
Tabi ki, en büyük suçlu
ben "YAKUP İLHAN".
Suçumu kabul edip,
yönetimle görüşüp takımımın başından zarar vermemek için ayrıldım. Her
antrenmana geldim. Yağmur çamur, soğuk kar demeden. Mazeret değil.
SONUÇ :
Play-offa yükselme
maçlarında ŞAH!
Play off maçlarında
MAT!
--------------------------------------------------------------------------------------------
N O T :
'KALP DEĞİL, YÜREK GEREK'
adlı yazımda Bolu'nun en iyi hakemlerinden
Tansel Gülen’i zor
durumda bıraktığıma bazı haber kaynaklarından öğrendim.
(Kuşlar söyledi) TANSEL
KARDEŞ ben seni amatör kümede futbol oynarken de bilirim. Gördüğünü çalan
kaliteli bir hakemsin. Ne yazık ki, arkanda adamın olmadığı için gerektiği
yerlere gelemedin. Bana göre 1. Lig'de maç yürütecek kapasitede bir hakemsin.
Yani aranan iyi bir hakemsin. Benden şikayetlerin olsa da yinede seni seviyorum.
Dargında değilim.
İnan yazımı yazdığımda ben
diğer grupla aranızdaki rekabeti ve sürtüşmeyi bilmiyordum. Normal olarak siz ve
eski hakemlerin güvenilir olduğunu biliyorum.
Gazanfer hocayla da hiç
bir tanışıklığım ve merhabalığım yok. (büyük kızım üniversitede araştırma
görevlisi, küçük kızımın aynı üniversitede okumasına rağmen) Ben onu tanırım ama
onun beni tanıdığını zannetmiyorum. Şimdiki hakemlerin de Gazanfer hocanın
yönetiminde olduğunu bilmiyordum (!) Haaa!
Yiğidin hakkını da vermek
lazım. Tansel, maçları iyi yönettiler, olaysız bitirdiler.
İçlerinde çok iyi
hakemlerin olduğunu söyleyebilirim. Tıpkı senin Bolu’nun yetiştirdiği EN İYİ
HAKEM olduğun gibi...
Saygılarımla…İyi haftalar
dileğiyle!... |