1

1

 
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

 

*
 
   Öykümüz
 

1960’lı yılların başlarında

Kızık köyünden Bolu il merkezine göç eden kuşağın çocukları olarak,

Her hafta sonu top oynamak için Karaçayır’da buluşuyorduk.

Kimimiz orta okulda-lisede,

Kimimiz de öğretmen okulu ya da diğer meslek liselerinde okuyorduk.

Hafta sonları Düzce’de okuyan arkadaşlarımız da bizimle buluşurlardı.

Şimdiki gibi futbol ayakkabımız ve meşin topumuz güzel değildi.

Top oynadığımız alan yemyeşil doğal çimlerle kaplı olduğu için,

Yalın ayakla top oynayan arkadaşlarımız da vardı.

(Şimdiki hayvan pazarı ve prefabriklerin olduğu alan)

 

Havalar soğur,

Yağmur-kar yağar.

Elimiz, ayağımız mormor-kaskatı olurdu.

Yuvarladığımız top, karların birikmesiyle iki misli olur,

Topla birlikte bembeyaz karlar üzerinde yuvarlanırdık.

Akşam ezanı okununcaya kadar topun peşinden koşardık.

Evimize geldiğimizde dayak hazır olsa da,

Yine de Karaçayır’dan vazgeçemezdik.

Arada sırada kavga-dövüş ettiğimiz de olurdu.

Dargın olmaz ve çabuk barışırdık.

Birbirimize ünlü futbolcuların isimlerini koyardık.

 

Okullarımızı bitirdik.

Birer meslek sahibi olduk.

Kimimiz erken evlendi, çoluk-çocuğa erken karıştı.

Kimimiz de inadına bekarlığın sultanlığını yaşadı.

 

Futbola olan aşırı tutkumuz,

Bizi spor kulübü kurmaya yöneltti.

Kendi aramızdan 10 kurucu üye seçtik.

Takımımızın adını KIZIKSPOR koyduk.

Artık, 22 Temmuz 1980 tarihi itibariyle resmen spor kulübümüz vardı.

İş sanıldığı gibi, Karaçayır’da toplanıp,

Yalın-ayak top oynamaya benzemiyordu.

 

Sırtını devlete dayayan,

Her türlü imkanı kullanan ve oluk gibi para harcayıp,

Sonra da caka satan,

Kulüp yöneticileri gibi bu işe girişmemiştik.

Futbol sevdasıydı bizi kamçılayan.

Ceplerimizde ne varsa,

Bir araya getirdik, fedakarlık gösterdik.

Gerekli spor malzemelerini sağlamaya çalıştık.

Sahaya çıkacak,

İlk on birde yer alacak oyuncularımız,

Az-çok topa basabilmeli,

Pas yapabilmeli,

Şut çekebilmeli ve

Rakip fileleri havalandıracak yetenekte olmalıydılar.

En önemlisi : Saha içinde beyefendi oyuncu olmamız gerekiyordu.

 

Köyümüzün takımında oynamak isteyen,

Gençlerimizin yaşları ilerledikçe,

Fizik olarak geliştikçe,

Sıra onlara geldi.

Lisans çıkartarak, onurla yeşil-beyaz formayı giydiler.

Bolu ve çevresinden de katılan arkadaşlarımızla birlikte

Canla-başla çamur, yağmur, kar demeden

Kızıkspor için sahada mücadele ettik.

 

İki defa birinci kümeye yükseldik.

Yeterli alt yapımız olmadığı için,

Birer yıl tutunabildik.

Yine kabuğumuza çekilmek zorunda kaldık.

 

1969

Yaşar Kayrancıoğlu, Selim Kayış, Orhan Yılmaz, Seyfi Kayış,

Kuddüs Kayış, Sefer Kayrancıoğlu, Mehmet Özçelik, Cevdet Güleç, Cemalettin Arman, Sadi Mitralyöz, Hüseyin Tokuşoğlu, Murat Ermiş,  Sedat Kayış, İlhan Ayerlikaya, Beşir Özçelik, Osman Kayış,

Hayrettin Bilgin, Necati Civelek, Celal Özçelik, Sabahattin Kayış, Muhittin Özçelik, İsmail Arman, Mustafa Ayerlikaya

(Fotoğraftaki arkadaşlarımızın hepsi aramızda)

 

 

...

Yıllar yılları kovaladı.

Bizler de topu kovaladık.

İki binli yıllara geldik.

Herkes gibi yeni yüzyıl

Bizler için de yepyeni bir yüzyıldı.

 

Artık çıtayı yükseltme zamanı gelmiş, hatta geçmişti.

İkinci Amatör kümede takımımızın olması,

Onurumuza dokunuyordu doğrusu.

Büyüklerimizin başarılarını anımsadıkça, büyük düşündükçe,

Oluşturduğumuz alt yapıyla birlikte,

Birinci kümeye çıkmamız gerektiğinde hemfikir olduk.

Kızıkspor’a birinci küme çok da yakışıyordu doğrusu.

 

Üçüncü defa birinci kümeye çıkmayı,

Taraftarımızın desteğiyle başardık.

Bayanlarımız da maçlarımızı izlemeye geldiler.

Bize destek oldular.

Bayan taraftarlarımızın tribünlerde yer alması,

Diğer takımlara da örnek oldu.

Ulusal basında :

“Köylü futbolun efendisi” başlığıyla Bolu sınırlarını aştık.

 

Bolu’da : 

En güçlü, en ciddi amatör takım “KIZIKSPOR”

İzlenimini spor kamuoyuna tescil ettirme gayreti içindeyiz.

Oluşturduğumuz alt yapı çığlık atarak,

Bizler de ‘geliyoruz’ diyor.

 

Tribünlerdeki taraftarımızın

Renkli, coşkulu desteği sürdükçe,

Kızıkspor’un başarıları elbette devam edecek.

Yeni yetişen kuşak,

Yeşil-beyazlı Kızıkspor formasını giyebilmek için,

Can atıyor-atacak.

 

Gençlerimiz;

Arkadaşlığı-kardeşliği,

Ekip halinde spor yapmanın zevkini, heyecanını,

Kızıkspor’da yaşıyorlar, kültürünü alıyorlar.

 

Daha önce,

Mahalle kahvesinde bir arada oluyor,

Sohbet ediyor, eğleniyorduk.

El-ele verdik.

Elimiz; kesere-testereye, malaya-çekice ustalar gibi yakışmasa da,

Kimin hangi işte becerisi varsa,

Gücü yetiyorsa çalıştık.

Tek vücut olduk.

Şimdi Aktaş mahallesinde kendimize ait,

Sıcacık oturacak yerimiz var artık.

Bizi sevenler ve destekleyenler de çoğaldı.

Bir sevda uğruna çalışıp çabalayan insanları kim sevmez?

Nerden nereye geldik diyor ve

“Ne oldum dememeli ne olacağım demeli?”

Sözünü unutmadan, daima çıtayı yükseltmek amacımız.

 

KIZIKSPOR'UN YOLU HEP AÇIK OLACAK.

ELDE EDECEĞİMİZ BAŞARILAR,

DAVUL-ZURNA EŞLİĞİNDEKİ OYUNLARIMIZDA OLDUĞU GİBİ

BİZLERİ HEP COŞTURACAK.

 

"ÇOK YAŞA SEN KIZIKSPOR!

ANLATILACAK ÖYKÜLERİN, 

VERECEK DERSLERİN VAR..."

 

Yazan : İlhan Ayerlikaya - 15 Aralık 2003

 

                                                                              KIZIKSPOR© 2003