|
1960’lı yılların
başlarında
Kızık köyünden Bolu
il merkezine göç eden
kuşağın çocukları
olarak,
Her hafta sonu top
oynamak için Karaçayır’da buluşuyorduk.
Kimimiz orta
okulda-lisede,
Kimimiz de
öğretmen okulu ya da diğer meslek liselerinde
okuyorduk.
Hafta sonları
Düzce’de okuyan arkadaşlarımız da bizimle
buluşurlardı.
Şimdiki gibi
futbol ayakkabımız ve meşin topumuz güzel
değildi.
Top oynadığımız
alan yemyeşil doğal çimlerle kaplı olduğu için,
Yalın ayakla top
oynayan arkadaşlarımız da vardı.
(Şimdiki hayvan
pazarı ve prefabriklerin olduğu alan)
Havalar soğur,
Yağmur-kar yağar.
Elimiz, ayağımız
mormor-kaskatı olurdu.
Yuvarladığımız
top, karların birikmesiyle iki misli olur,
Topla birlikte
bembeyaz karlar üzerinde yuvarlanırdık.
Akşam ezanı
okununcaya kadar topun peşinden koşardık.
Evimize
geldiğimizde dayak hazır olsa da,
Yine de
Karaçayır’dan vazgeçemezdik.
Arada sırada
kavga-dövüş ettiğimiz de olurdu.
Dargın olmaz ve
çabuk barışırdık.
Birbirimize ünlü
futbolcuların isimlerini koyardık.
Okullarımızı
bitirdik.
Birer meslek
sahibi olduk.
Kimimiz erken
evlendi, çoluk-çocuğa erken karıştı.
Kimimiz de inadına
bekarlığın sultanlığını yaşadı.
Futbola olan aşırı
tutkumuz,
Bizi spor kulübü
kurmaya yöneltti.
Kendi aramızdan 10
kurucu üye seçtik.
Takımımızın adını
KIZIKSPOR koyduk.
Artık,
22 Temmuz 1980
tarihi itibariyle resmen spor kulübümüz vardı.
İş sanıldığı gibi,
Karaçayır’da toplanıp,
Yalın-ayak top
oynamaya benzemiyordu.
Sırtını devlete
dayayan,
Her türlü imkanı
kullanan ve oluk gibi para harcayıp,
Sonra da caka
satan,
Kulüp yöneticileri
gibi bu işe girişmemiştik.
Futbol sevdasıydı
bizi kamçılayan.
Ceplerimizde ne
varsa,
Bir araya
getirdik, fedakarlık gösterdik.
Gerekli spor
malzemelerini sağlamaya çalıştık.
Sahaya çıkacak,
İlk on birde yer
alacak oyuncularımız,
Az-çok topa
basabilmeli,
Pas yapabilmeli,
Şut çekebilmeli ve
Rakip fileleri
havalandıracak yetenekte olmalıydılar.
En önemlisi : Saha
içinde beyefendi oyuncu olmamız gerekiyordu.
Köyümüzün
takımında oynamak isteyen,
Gençlerimizin
yaşları ilerledikçe,
Fizik olarak
geliştikçe,
Sıra onlara geldi.
Lisans çıkartarak,
onurla yeşil-beyaz formayı giydiler.
Bolu ve çevresinden
de katılan arkadaşlarımızla birlikte
Canla-başla çamur,
yağmur, kar demeden
Kızıkspor için
sahada mücadele ettik.
İki defa birinci
kümeye yükseldik.
Yeterli alt
yapımız olmadığı için,
Birer yıl
tutunabildik.
Yine kabuğumuza
çekilmek zorunda kaldık.

1969
Yaşar Kayrancıoğlu, Selim Kayış, Orhan Yılmaz,
Seyfi Kayış,
Kuddüs Kayış, Sefer Kayrancıoğlu, Mehmet Özçelik,
Cevdet Güleç, Cemalettin Arman, Sadi Mitralyöz,
Hüseyin Tokuşoğlu, Murat Ermiş, Sedat Kayış,
İlhan Ayerlikaya, Beşir Özçelik, Osman Kayış,
Hayrettin Bilgin, Necati Civelek, Celal Özçelik,
Sabahattin Kayış, Muhittin Özçelik, İsmail
Arman, Mustafa Ayerlikaya
(Fotoğraftaki arkadaşlarımızın hepsi aramızda)
...
Yıllar yılları
kovaladı.
Bizler de topu
kovaladık.
İki binli yıllara
geldik.
Herkes gibi yeni
yüzyıl
Bizler için de
yepyeni bir yüzyıldı.
Artık çıtayı
yükseltme zamanı gelmiş, hatta geçmişti.
İkinci Amatör
kümede takımımızın olması,
Onurumuza
dokunuyordu doğrusu.
Büyüklerimizin
başarılarını anımsadıkça, büyük düşündükçe,
Oluşturduğumuz alt
yapıyla birlikte,
Birinci kümeye
çıkmamız gerektiğinde hemfikir olduk.
Kızıkspor’a
birinci küme çok da yakışıyordu doğrusu.
Üçüncü defa
birinci kümeye çıkmayı,
Taraftarımızın
desteğiyle başardık.
Bayanlarımız da
maçlarımızı izlemeye geldiler.
Bize destek
oldular.
Bayan
taraftarlarımızın tribünlerde yer alması,
Diğer takımlara da
örnek oldu.
Ulusal basında :
“Köylü futbolun
efendisi”
başlığıyla Bolu sınırlarını aştık.
Bolu’da :
En güçlü,
en ciddi amatör takım “KIZIKSPOR”
İzlenimini spor
kamuoyuna tescil ettirme gayreti içindeyiz.
Oluşturduğumuz alt
yapı çığlık atarak,
Bizler de
‘geliyoruz’ diyor.
Tribünlerdeki
taraftarımızın
Renkli, coşkulu
desteği sürdükçe,
Kızıkspor’un
başarıları elbette devam edecek.
Yeni yetişen
kuşak,
Yeşil-beyazlı
Kızıkspor formasını giyebilmek için,
Can atıyor-atacak.
Gençlerimiz;
Arkadaşlığı-kardeşliği,
Ekip halinde
spor yapmanın zevkini, heyecanını,
Kızıkspor’da
yaşıyorlar, kültürünü alıyorlar.
Daha önce,
Mahalle kahvesinde
bir arada oluyor,
Sohbet ediyor,
eğleniyorduk.
El-ele verdik.
Elimiz;
kesere-testereye, malaya-çekice ustalar gibi
yakışmasa da,
Kimin hangi işte
becerisi varsa,
Gücü yetiyorsa
çalıştık.
Tek vücut olduk.
Şimdi Aktaş
mahallesinde kendimize ait,
Sıcacık oturacak
yerimiz var artık.
Bizi sevenler ve
destekleyenler de çoğaldı.
Bir sevda uğruna
çalışıp çabalayan insanları kim sevmez?
Nerden nereye
geldik diyor ve
“Ne oldum dememeli
ne olacağım demeli?”
Sözünü unutmadan,
daima çıtayı yükseltmek amacımız.
KIZIKSPOR'UN
YOLU HEP AÇIK OLACAK.
ELDE EDECEĞİMİZ
BAŞARILAR,
DAVUL-ZURNA
EŞLİĞİNDEKİ OYUNLARIMIZDA OLDUĞU GİBİ
BİZLERİ HEP
COŞTURACAK.
"ÇOK YAŞA SEN KIZIKSPOR!
ANLATILACAK ÖYKÜLERİN,
VERECEK DERSLERİN VAR..."
Yazan : İlhan Ayerlikaya - 15 Aralık 2003 |